|
Perşembe, 31 Mayıs 2007 11:17 |
Aslında ilk iki maçla kıyaslandığında pek bir farkı yoktu dünkü üçüncü final mücadelesinin... Fenerbahçe, yine savunmada son derece dikkatli, disiplinli, dirençli, hücumda da tadına doyum olmayan boş çeşnili, kısacası izlemesi son derece zevkli bir oyun düzeni içindeydi. Rehavete kapılmadan, panik de yapmadan, sabırla ve bunların hepsinden de önemlisi müthiş bir özgüvenle istediklerini elde ettiler.
|
|
Yeni birşey yok!Efes Pilsen cephesinde ise, rakibe ilk beş dakikadaki "başkaldırış" sonrası ilerleyen dakikalarda tıpkı önceki maçlarda olduğu gibi "kırılgan" savunma ve ardından "teslimiyet" vardı. Fenerbahçe'nin attığı üçlüklerin ardından gelen boş atışlarla yavaş yavaş hem dirençlerini, hem de ümitlerini erittiler. Kısacası, Efes açısından sahada "yeni" birşey yoktu...
Lider MrsicCoach Aydın Örs sayesinde sezon başında yeni takım olmanın sıkıntılarından arınmış, yardımlaşmalı savunmayı mükemmel uygulayan Fenerbahçe'de dün de "liderlik" görevi Mirsad ve Mrsic'in üzerindeydi. İlk maçın yıldızı Mrsic, bu kez Ömer'in yaktığı ateşi alevlendirip, üçüncü ve son çeyrekte Mirsad ile birlikte Efes potasını üçlük bombardımanına tutarak, takımın defansif lezzetine ofansif anlamda da tad kattı. Fenerbahçe, pota altından 24 sayı bulabilen Efes'i 19/39 iki sayı yüzdesiyle 38 sayı bularak bu kez hem içeriden, hem de dışarıdan çökertmeyi başardı. Şampiyonluk hedefinde artık "geri dönülmez" yola giren Fenerbahçe, dünkü görkemli oyunla övgülerin en güzelini de hak ediyordu; hem de fazlasıyla. MİLLİYET / GÖKHAN TÜRE |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|