Efes Pilsen için, kırk dakika tamamlanınca değil, daha ilk çeyreğin sonunda bitti maç... Bu sene, kaybettiği bütün "büyük maçlarda" belini büken, o garip serilerden birine yakalanıp, yine dibe vurdu ve bir daha da yukarı çıkamadı. Yine bir büyük maç, birinci çeyreğin sonu ile ikinci çeyreği birbirine bağlayan o 15 - 0'lık sessizlik içinde kaybolup gitti. Maccabi, Vujcic'in kaybını Fizer, Morris ve Batista gibi üç etkili uzunla giderip, Tal Burstein'ın yokluğunu Halperin ve Bluthenthal ile artıya çevirirken, Efes ise Nicholas ve Serkan'ın yokluğunda, sanki bu yetmiyormuş gibi üç uzunu Woods, Kerem ve Ermal'i de "oynarken kaybetti" adeta !.. Rakip üçlünün 28 ribaund, 41 sayı, 4 asistlik katkısı, bizim üçlüden ancak 10 sayı, 9 ribaundla karşılık gördü ki, Efes bu yüzden Nicholas - Serkan ikilisinin "yasını" bile tutamadı!.. Efes sanki "cam gibi" bir takım ve onu kırmak o kadar kolay ki... Uzunlar, oyunun iki yönünde de tel tel dökülüp, "sıfırın altında" (!) katkı yaparken, takım savunması daha da kötü, hatta tam bir facia... Değil dört, üç top bile çevirmek, Efes savunmasına karşı "bomboş" şut kullanmak için yetiyor... Kötü giden bir oyunda, ibreyi değişterecek, Efes adına maça tekrar heyecan getirecek hamle, belki de tam saha pres... Ama Blatt, farkın 17 sayıya çıktığı 33. dakikada bile bunu denemedi, herşeyin bittiği son 2 dakikaya kadar direndi ve o da yenilgiye adeta "cila" çekti... Kısacası dün Efes'te ayakta kalan sadece Penn'di, o da tek başına direndi... MİLLİYET / GÖKHAN TÜRE |