Bugün sahada Türk Telekom-DKV Joventut maçında, henüz 17 yaşında ve yüzünde tek bir sakal tüyü dahi olmamasına rağmen sahada sözünü dinletmesini bilen bir oyuncu vardı. Ricky Rubio bire birdeki inanılmaz etkinliği, kendi şutunu yaratma becerisi ve top hâkimiyeti ile kendisine hayran bıraktı bizleri. Tam da biz bu delikanlıyı izlemeye doyamazken, inşallah Telekom bu maçı alır derken dualarımıza sahadan bir oyuncu ‘’Âmin’’ diye cevap verdi. Khalid El-Amin’in bu maçtaki performansını izlerken aklıma; Efes Pilsen ile Koraç kupasını, Benetton Treviso ile Kupa Galiplerini alan Naumoskinin, Avrupa Şampiyonu Olympiakoslu David Rivers’ın ve Zalgiris Kaunaslı Tyse Edney’in eşsiz performansları geldi. Aslında onun da NCAA’lerde oynarken, o zamanlar Kablolu TV de yayım yapan NBC televizyonunda Connecticut ile şampiyonluğunda bu tarz domine edici oyununa şahit olmuştum ama bu Amin o Amin’e oranla çok daha öldürücü, çünkü o Amin henüz şut sokabilme yetisine sahip değildi, zaten o Amin eğer şut sokabilseydi bugün hala NBA de oynuyor olurdu. İki takımda maça çok önemli iki eksiği ile başladı, DKV Joventut Avrupa’nın en etkili kısalarından olan Rudy Fernandezsiz Türk Telekom ise Michael Wrightsız başladı. Kadroların şekillenmesine bakarsak bizim uzun rotasyonumuz daha isim listesi babında daha kısa olduğu için Wrirht’ın sakatlığı bizi çok daha fazla etkiledi. Türk Telekom bir an önce onun yerini en az onun kalitesinde bir uzun ile doldurmalı. Yeni transfer eski oyuncu Jurkoviç geçen sene Alper’in pek fazla yapamadığı katkıyı yapması için kadroya dâhil edildi ama şu andaki formunu ilerletmezse yarardan çok zarar getirir. Neyse ki devre arası onun imdadına tam zamanında yetişti. Her takım oyun kurucusu kadar konuşur varsayımından yola çıkarsak Türk Telekom takımı geveze bir takım diyebiliriz. Khalid El-Amin bu performansını ve winner oyununu her maç sergilerse Türk Telekom bu kupada en uç çizgiye kadar ilerleyebilir. Ricky Rubio 16 yaşından beri sahada çok uzun süreler alarak hem çok önemli bir ligde (ACB) hem de çok önemli bir organisazyon olan Uleb Cup’ta forma giyiyor. Bu durum benim bugüne kadar almış olduğum eğitime biraz ters geliyor. Şöyleki: Antrenörlük seminerlerinden hocamız olan Necati Güler’e göre; —Her oyuncunun kendi seviyesindeki müsabakalara katılma hakkı —Bir çocuk ya da genç gibi oynama hakkı Vardır. Rubio 16 yaşından beri üst düzey basketbol oynayarak ilk maddeyi zaten ihlal etmiş. Belki o bu durumdan memnun olabilir ama bu kadar önemli bir takımda oynayan hiçbir oyuncunun hata yapma lüksü yoktur sanırım, buda 2. maddeye biraz aykırı gibi çünkü her çocuk ve genç hata yapabilir. Bir diğer önemli nokta ise üniversitede Spor Fizyolojisi ve Antrenman Bilgisi derslerimize giren ve kariyerinde Kayak ve Boks Milli takımlarında,1. Ligde Antalya Spor Futbol ve Antalya Muratpaşa Belediyesi Basketbol takımlarının kondisyonerliğini yapmış olan hocam Yrd. Doç. Dr. Fuat Koçyiğit’e göre de: —Küçük yaşlardan itibaren tek bir spor dalı ile uğraşan sporcuların ve erken denecek kadar küçük yaşta profesyonel olan sporcuların ilerleyen kariyerleri sakatlıklarla geçer ve gelişimleri bir noktada durur. Bunun sebebi, erken yaşta tek bir spor dalı ile uğraşıldığında sadece o spora özgün kas gurupları gelişir ve diğer kaslar zayıf kalır buda performans düzeyi diye adlandırdığımız dönemde o kasların zayıflığı sebebiyle sürekli sakatlanmalara yol açar. Bu durumu biz Ufuk Sarıca da ve kısmen Volkan Aydında gördük. Her iki basketbolcuda henüz 30’lu yaşlarına varmadan form düşüklüğü yaşadılar ve her iki basketbolcuda çok sık sakatlanarak kariyerlerin sonunu sakatlıklarla geçirdiler. Hatırlayın her ikisi de çok ağır antrenmanları ile tanınan ve üst düzey hedefleri olan Efes Pilsen de Rubio yaşlarında ve onun aldığı sürelerde basketbol oynamaya başlamışlardı. Mutlak suretle İspanyol basketbol adamları bütün bu olayların farkındadır ve tedbirlerini almışlarıdır. İLKER KESER /
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|