|
Perşembe, 17 Ocak 2008 09:33 |
Efes artık geçmiş yıllardaki savunmaya dayalı sistemden tamamıyla soyutlanmış, ofansif düşüncenin ön planda olduğu bir takım kimliğine giderek ısınıyor
|
|
Efes Pilsen'in, bu sezon oynadığı maçların çoğunda hep bir yanı eksikti... Ya iyi hücum ederken, savunmada tel tel dökülüyor, ya bunun aksi oluyor, ya da oyunun her iki yönünde de "inişli - çıkışlı" grafik sergileyip, Euroleague'de yukarı tırmanmak için için şart olanı, yani "direncini" bir türlü 40 dakikaya yayamıyordu... İşte bu Efes, dün gece Euroleague'de bu sezon oynadığı "en zor" ikinci maçı da galibiyetle kaparken, rakibi yine ilkindeki gibi, grubun en "kabus" ekibi Lietuvos Rytas'tı. Ve lacivert - beyazlılar, kalitesini direnciyle birleştirdiğinde neler yapabileceğini, yine Rytas'ı "kurban" olarak seçip bir çırpıda gösteriverdi herkese... Efes Pilsen, artık geçmiş yıllardaki savunmaya dayalı sistemden tamamıyla soyutlanmış, ofansif düşüncenin ön planda olduğu bir takım kimliğine her geçen maç giderek ısınıyor. Ve bu ısınma sürecinde de doğal olarak inişler ve çıkışlar yaşanıyor. Bazen olmayacak maçları kaybedip, öylesine maçları kazanıyorlar ki, insanın aklına "maç seçiyorlar" sorusu bile takılıp kalıyor. Olsun; varsın maç seçsinler... Efes Pilsen'i yakın geçmişte hep "yenilgisiz" ya da "açık ara" lider olduktan sonra ikinci tur ya da çeyrek finalde "elenen" takım olarak görmektense, lideri iki kere yenip de, grubu daha alt sırada kapayan, ama bir sonraki turda "atağa kalkan", can yakan halini hayal bile etmek güzel... Yeter ki hayaller, sonunda gerçek olsun... MİLLİYET / GÖKHAN TÜRE |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|