Efes Pilsen için bu sezon "kırılganlık" öyle kronik bir hal aldı ki, hem Türkiye'de, hem de Euroleague'de belini bükmeye devam ediyor. Efes'te "sorunun" başladığı ve ne yazık ki "bitmediği" yer savunma ve direnç. Sezon başından beri süregelen savunma sıkıntıları, dün "arapsaçına" dönüşen alan savunması kurgularıyla berbat bir hal alırken, kötü hücum da işin tuzu biberi oldu... Ne zaman karşısına, sahaya inanç tohumu serpip, sonra da biçmeye kalkan bir rakip çıksa, arazide kalıp çiftliği korumak yerine, pılıyı pırtıyı toplayıp kaçmayı tercih ediyor Efes hep... Tabii rakip de bunu sezip, korkuyla başladığı maçta cesaretini toplayıp, özgüvenini tazeleyip, momentumu lehine çevirip, fırsatı değerlendiriveriyor. İşin özeti, Efes, zoru gördüğü anda, yelkenleri suya indirip, kaderine razı olmayı tercih ediyor... Artık rakipleri de çözmüş Efes'i... Hızlı oynayamadığında, sete set hücum ederken direnci yüksek bir savunma ile karşılaştığında aynı şekilde karşılık vermek yerine, çoğunlukla oyundan düştüğünü farkeden Aris coachu Gordon Herbert de panzehiri cebinde çıkmıştı sahaya... Ve Efes'e hızlı oynama fırsatı vermeden, Woods'un ağırlığından faydalanıp, içeriyi Massey ve Mottola'yla domine edip, dışarıdan Washington, Iliadis ve Terry'yle Efes'e 2. bir şok daha yaşattılar. İki hücum boş dönüp, iki üçlük üst üste yiyince oyuncağı elinden alınmış çocuğa dönen Efes'in işi gerçekten çok zor... MİLLİYET / GÖKHAN TÜTE |