|
Perşembe, 21 Şubat 2008 09:07 |
Tau Ceramica son üç yıldır Final Four oynayan, Avrupa potalarında çok tecrübeli bir takım. Üstelik kendi evinde son 35 maçın 34’ünü kazanacak kadar başarılı. Böyle bir takım önünde Fenerbahçe Ülker’in pek fazla şansı olmadığını biliyorduk. |
|
Ancak Top 16 gibi Avrupa’nın en güçlü markalarının buluştuğu bir turda hiçbir takım dün geceki Fenerbahçe kadar kolay teslim olmaz, bu kadar büyük fark yemez. Maçı, Euroelague’i yakından takip etmeyen herhangi birine seyrettirseniz ağzından çıkacak ilk sözler ‘Şu beyaz formalı takım, buraya tesadüfen mi gelmiş? Sahaya zoraki çıkmış gibi bir halleri var’ olurdu herhalde... Aris’e Selanik’te diz çöktürmüş bir takımın, bunu söyletmemesi lazım. Roma ve Belgrad gibi zorlu deplasmanlarda gösterdiği karakteri her yere taşıması lazım. ‘Bitse de gitsek’ havasında oynanan maçlar, böyle genç bir takıma yakışmıyor.
Oyunun ilk dakikalarında tüm savunma önlemlerini Solomon üzerinde yoğunlaştıran Tau, Fenerbahçe’nin yıldızını devre dışı bıraktı ve diğer oyuncuların üst üste gelen top kayıplarını hızlı hücumlarla değerlendirip, her dakika arayı biraz daha açtı. İlk yarı 12 sayı farkla kapandığında, istatistikler Sarı-Lacivertli ekibin 10 top kaybı yaptığını söylüyordu. İkinci yarıya savunmada biraz daha dirençli girecek, hücumda topun kıymetini bilecek bir Fenerbahçe’nin maça ortak olabileceğini düşünüyorduk ama büyük bir ciddiyetle oynayan, savunmada müthiş yardımlaşan Tau, 4 dakika içinde farkı 20’ye çıkarıverdi. Sonrası tamamen formaliteydi zaten...
Sayı tablosundaki rakamlar maçı izleyemeyenleri yanıltabilir. Oğuz’un 20, Solomon’un 14 sayısı var ama bunların çoğu, Tau’nun maçı alıp gittiği belli olduktan sonra bulunmuş, ‘kıymeti harbiyesi olmayan’ sayılardı. Sarı-Lacivertli takımda ayakta kalma uğraşı içinde ter dökenler yalnızca Mrsiç ile Kinsey’di.
|
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|