Yıllarca Trojen Langdon,Marcus Brown,Shumpert,Chalkin, Siskauskas, Tyus Edney ,Naumoski, Henry Williams ,Pittis gibi Avrupa’nın en değerli kısalarının yer aldığı ve zevkle izlediğim takım bu sene adeta yokları oynuyordu.Oktay Mahmuti takımı anca biraz ayağa kaldırabildi,eminim ki Mahmuti ile gelecek yıl çok daha iyi olacaklar. Kızılyıldız takımı tipik bir Yugoslav takımı, her mevkiden çekinmeden şut atıyor ve sokabiliyorlar. Takım olarak çok gençler; gençler en azından hücumda fena oynamadılar ama Omar Cook bugün ekmeğimize yağ sürdü demirci ustası gibi habire potanın demirini dövdü durdu. Schumpert bu takımın her şeyi Porto Rikoluların yaptığı densiz dengesizliklerini örten bir örtü gibi. Apo bu akşam, minik takım oyuncularının dahi yapmayacağı top kayıpları yaptı, en ayıp olanı da 5 saniye içerisinde topu oyuna sokamaması oldu. Peja Drobnjak yavaş yavaş takıma ısınıyor, zamanında Partizan gibi takımlara karşı oynamayan kendini saklayan vatandaşları (mesela Šćepanović) gibi saklanmadı galibiyet için elinden geleni yaptı ve çok kritik basketlere imza etti. Çoğuna göre zayıflaması ona güç kaybettirmiş ama bana göre hız ve çabukluk kazanmış, şutuda oturduğu zaman ki iyi bir şuta sahip olduğunu biliyoruz. Beşiktaş’ın şampiyonluktaki en büyük kozu ve en doğru transferi olmaya aday. Kaya adı gibi oynadı klişesi kolayca yapılan bir yorum ama bir adama bir isim anca bu kadar yakışır. İstanbul’da Beşiktaş taraftarı Kızılyıldız’a sahayı dar edecektir. Genç oyuncular tezahüratlar karşısında eriyip gidecekler sahada. İkinci maçta takımımızın en büyük kozu tabiî ki küçük imparator Ataman olacaktır. Aslan Kükredi Gel de Beşiktaş taraftarına hayran olma,25 sayı fark atıp koskoca İspanyol takımını yeneceksin ama oyuncuların ayakkabılarından çıkan cık cık seslerini çok rahat duyacaksın. Ya Galatasaray seyircisi takımına güvenmiyor ki ortada bunu gerektirecek hiçbir neden yok ya da basketbolu ülkemize getirip sevdiren takımın şimdiki taraftarları basketbol cahili. Galatasaray bugün seyircisi ile oynasaydı 5te5 üç sayı atarak Café Crown 5 i bir arada ile maça başlamasının gazı ile bu maçı en az 30–35 sayı fark ile kazanırdı. Gelen seyircinin ayağına sağlık, muhteşem bir Galatasaray izlediler. Galatasaray bir önceki maçı olan Asvel maçına oranla son derece yüksek bir şut yüzdesi ile oynadılar zaten böyle bir yüzdeye değil ada takımı, Barca veya Real bile dayanamazdı. Hafta içi oynanan Beşiktaş maçını kaybeden Galatasaray’ın aslının bu olmadığını biliyordum çünkü bana bir takım verseler ilk önce oyun kurucu ile pivotumu seçerim daha sonra bu oyuncuların etrafında takımımı oluştururum. Beşiktaş maçında takımın as 1 ve 5 numaralı oyuncuları ( Dee ve Beşok) oynamadığı için bu maçı kıstas almak yalan olurdu. Gördük ki Dee sahada olunca Cüneyt çok daha rahat oynuyor, bu maçta da gereksiz top kayıpları oldu ama yine çok mükemmel bir şut resitalinin kapısını aralayıp arkadaşlarına ilk servisleri yaptı. Galatasaray sadece çok iyi şut sokarak almadı maçı, üstüne üstlük harika ve sert bir savunmada yaptı. Özellikle Erdem savunmaya çok direnç kattı. Her oyuncunun bir ritmi vardır onu hissettiklerinde potanın çemberinin turuncusunu dahi görseler top kullanmaktan çekinmezler. İlk maçta Schumpert ikinci maçta da efsane atlet Jesse Owens’ın torunu Chris Owens bu ritmi fena halde avuçlarının içinde hissetmiş olmalılar. Umarım iki takım karşılaşacaklar ve bu yıl kupayı ülkemize getirecekler. İLKER KESER /
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|