|
Çarşamba, 12 Mart 2008 10:22 |
Ligde peş peşe alınan yenilgiler, taraftarın moralini bozsa da, dün Gran Canaria karşısındaki basketbol, o mağlubiyetlerin altında yatan sebebin, tamamen Avrupa konsantrasyonu olduğunu gösterdi. Aslan, Canaria’ya öyle hazırlanmış ki, ilk 5 şutun tamamı 3 sayı çizgisinin gerisinden olsa da, hepsi çemberin içindeydi. |
|
Geçmiş maçlarında pota altını çok iyi kullanan, ribaund ve bloklarla rakibine üstünlük kuran bir ekibe karşı bundan daha iyi başlangıç olamazdı. Galatasaray’ın yağmur gibi üçlükleri İspanyollar’ın gömülü savunmasını açarken, Dee, Hite ve Owens gibi açık alanı ve penetreleri seven oyuncuların sahne almasını kolaylaştırdı. Önce Tufan, ardından Erdem, rakibin en etkili ismi English’ı kilitleyince, daha da önemlisi sinirini bozup faul problemine sokunca, her şey istediğimiz şekli aldı. Bir de Hüseyin’in oyunda olmadığı anlarda savunmamız bu kadar zayıf kalmasaydı... Devre sonundaki fark 25 değil, 35’e çıkardı. Bir Avrupa maçında 25 sayılık farka bile bahane buluyorsak, düşünün Galatasaray’ın dün özellikle hücumda nasıl oynadığını! İkinci yarıda farkın 14 sayıya kadar düşmesinde maçın hücumdaki yıldızı Owens’ın önce Kornel, ardından Madley karşısında savunma yapamamasının rolü büyüktü. Ancak Murat Özyer’in yerinde ve zamanında hamleleri farkı yeniden 20’lere taşıdı, Aslan büyük avantaj yakaladı. Coach Murat Özyer rakibi iyi çözmüştü. Sert bir oyuncu olan Erdem’in kilit rol oynaması, savunma uzmanı Tufan’ın ilk 5 başlaması, bu rakibe özel taktiklerdi. Düşünün bir önceki turun en iyisi Cenk ile Johnson hiç süre almadı... Geniş kadronun avantajı da bu olmalı. Her maçı 12 kişiyle oynamak yerine, rakibe göre oyuncuları kullanma düşüncesi, mucize olmazsa Aslan’ı, çeyrek finale taşıdı. FANATİK / ÜMİT AVCI |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|