|
Perşembe, 13 Mart 2008 10:08 |
Üç haftadır resmen can alıp can veriyoruz... Murat Murathanoğlu ile birlikte maç anlatmak dünyanın en keyifli işidir, o bile eziyet haline geldi. Ağzımız kuruyor, masayı yumruklamaktan ellerimiz acıyor, saçlarımız beyazlıyor!
|
|
Önce İstanbul’daki Rytas maçı, gözlemci tarafından maçın son düdüğü üzerinden 55 dakika geçtikten sonra verilen uzatma kararı... Geçen hafta Aris önünde son 2 saniye içinde çalınmayan iki faul düdüğü ve 1 sayılık yenilgi... Dün de Litvanya’da bir hakem Price’a faul çalmışken, diğerinin Solomon’a hücum faul göstermesi, son topta çizgiye basan Lukauskis’in görmezden gelinmesi derken, yine mağlubiyet... Anlaşılan, Euroleague’i yönetenler heyecan seviyor.
Böyle bir deplasmanda ilk yarıda tribünleri suspus edip, 8-10 sayı öne geçmişken, son 5 dakikaya önemli bir avantajla girmişken, kaybetmek üzücü gerçekten... Neyse ki, bu yolun sonu değil. Umutlar hala ayakta. Hatırlarsınız, Litvanyalılar İstanbul’da itiraz edip, 2 sayıyla kaybedebilecekleri maçı uzatmaya taşıyarak, farkın 4 sayıya çıkmasına bir anlamda yardımcı olmuşlardı. Dünkü maçın 3 farkla bitmesini ilahi adalet olarak görüyorum ben...
Şimdi son haftada iki takım da maçlarını kazanırsa, Fenerbahçe Ülker rakibini 1 sayılık averaj farkıyla geride bırakarak çeyrek finalist olacak. Çarşamba gecesi Abdi İpekçi, Fenerbahçe tarihinin belki de en önemli basketbol maçına sahne olacak. Eğer sporda adalet diye bir şey varsa, üç haftadır skorlara etki eden hataları temize çeken bir gece yaşanacak, inanıyorum. Futbolda adını çeyrek finale yazdıran takım, aynı başarıyı Avrupa potalarında da göstermek için bir galibiyete ihtiyaç duyuyor. Rakip Tau. Biz oradayız, sizi de bekleriz efendim... STAR / YİĞİTER ULUĞ |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|