Takımını sırtlıyor Fenerbahçe Ülker, Euroleague’de tarih yazmaya devam ediyor. TOP 16’daki son maçında grubun yenilgisiz lideri TAU Ceramica’yı Abdi İpekçi’de 75-59’luk skorla bozguna uğratan ve çeyrek finalde İtalyan Siena’nın rakibi olan Kanarya’da ABD’li oyun kurucu Willie Solomon müthiş basketboluyla izleyenleri büyüledi. Yıldız oyuncu TAU karşısındaki 28 sayı, 4 ribaund, 4 asist, 4 top çalmalık performansıyla yine takımını sırtlayan isimdi. Sayıda da zirvede TOP 16’da oynanan 6 maçta attığı 123 sayı ile en çok sayı atan oyuncu durumundaki Solomon, 18 top çalmayla bu kategoride de zirvede. Yıldız basketbolcunun 20 sayının üzerinde attığı her maçı Fenerbahçe’nin kazanması da, takımına ne kadar büyük katkı yaptığının en açık göstergesi. Solomon, Fenerbahçe Ülker’in TOP 16’da kazandığı Aris maçında 23, Rytas maçında 27 ve TAU karşısında da 28 sayıyla oynarak, tarihi başarıyı getirdi. Şimdi hedef Final-Four Genç bir kadroyla mücadele ettiği Euroleague’de çok üstün bir performans gösteren Fenerbahçe Ülker’de yeni hedef Final-Four olarak belirlendi. Sezon başında yabancı tercihlerini gençlerden yana kullanması sıkça eleştirilen ancak buna rağmen önce Euroleague ilk turundaki gruptan çıkmayı, ardından da TOP 16’daki performansıyla adını Avrupa’nın en iyi 8 takımı arasına yazdıran Sarı-Lacivertli ekip büyük bir gurur yaşıyor. Kazanılan başarılar, hedeflerin daha da büyümesini sağlarken, şimdi herkes yeni rakip Siena’yı saf dışı bırakarak Final-Four oynamanın planlarını yapıyor. Şube Direktörü Nedim Karakaş, Fenerbahçe’nin bulunduğu yerle hiçbir zaman yetinen bir camia olmadığını belirterek, “Hedefimize adım adım gidiyoruz” diye konuştu. Şölen haftası Nisan ayının ilk günleri Fenerbahçeliler için tam bir şölen halinde geçecek. Basketbol takımı Euroleague çeyrek final ilk maçını 1 Nisan’da İtalya’da Siena ile karşılaşacak. 2 Nisan’da ise futbol takımı, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Chelsea’yı Kadıköy’de ağırlayacak. 3 Nisan’da ise bu kez Fenerbahçe-Siena serisinin rövanşı Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynanacak. Fenerbahçe taraftarını 3 gün üst üste yoğun bir mesai bekliyor. İŞTE RAKİBİMİZ SİENA... Buraya nasıl geldiler? Sezon başı yapılan analizlerde Montepashci Siena, kimse tarafından Final-Four adayı gösterilmiyordu. Oynadıkları 20 maçın 14’ünü kazanmalarına, evinde ise sadece 1 mağlubiyet (CSKA Moskova 66-69) almalarına rağmen, doğma büyüme Sienalı olan, Siena altyapısından yetişip 1.5 yıldır takımın başında bulunan coach Simone Pianigiani’ye göre de, kendilerini favori hissetmiyorlar. Neden favori olmadıklarına döneceğiz, önce Siena’nın yakın tarihine bir bakalım. 2001 yılına İtalya’da vasat takımların başında gelen, en iyi derecesi lig altıncılığı olan Siena, Ergin Ataman’ı takımın başına getirmesiyle, kaderini de değiştirdi. Yıllardır yaptığı doğru organizasyonla altayıpıyı oluşturan Siena yönetimi, kendini hazır hissettiği anda hamle yapmaya karar verirken yola Ataman’la çıktı. İlk sene Saporta Kupası şampiyonluğu geldi, ikinci yıl Mirsad Türkcan takviyeli Siena, Euroleague’deki ilk sezonunda Final-Four oynama başarısı gösteren 2. Avrupa takımı olup tarihe geçti. Ardından coach Carlo Recalcati ile 2. Final-Four başarısı ve ilk İtalya Ligi şampiyonluğu geldi 2004 yılında. Geçen yıl da ULEB Kupası’nda yarı final oynayıp, kendi liginde şampiyon olan Siena, az zamanda çok iş başardı. Fenerbahçe’ye oranla o seviyelerde oynama ve başarı gelenekleri çok daha fazla. Neden favori değiller?
Gelelim, neden Piangiani’nin kendilerini favori hissetmemesine. Ellerindeki kadroya baktığımız zaman haksız sayılmaz. Yıldız seviyesindeki en önemli oyuncuları Litvanyalı Kaukenas’tı, o da sezonu kapadı. Ama aldıkları sonuçlara bakacak olursak, bu sakatlıktan hiç etkilenmediler, çünkü takım oyunu oynuyorlar, bunu da en iyi yapan ekip konumundalar Euroleague’de. 7 ya da 8 kişilik bir rotasyon kullanıyor genç coach Piangiani. Oyun kurucuları Mcİntryee ve İlievski tehlikeli oyuncular ama bir Solomon ayarında olduklarını söyleyemem. İki forveti Sato ve Thornton, bireysel olarak çok yetenekli olmasalar da, özellikle müthiş bir fizik gücüne sahipler. En bilinen oyuncuları Ksistof Lavrinoviç. O da oyuna sonradan katılıyor. İki uzunu Ben Eze çok güçlü ve çember altında etkin. Stonerook ise dış şut tehditi olan ve dışarıdan oynayabilen hareketli bir pivot. Uzun oyuncu savunmasında eşleşme sorunu yaşanabilir Siena önünde. Belki alan savunması yine tercih edilebilir. Ama, Euroleague’in en az ribaunt alan takımı (27.7) karşısında Fenerbahçe’nin çember altında üstünlük sağlamasını bekliyorum.
Fener Siena’yı eler mi? Siena’nın en korkutucu yanı ise savunmadaki saldırganlığı, pas yollarını kapayıp rakibi normal oyun düzeninden çıkarması. Partizan maçında 29 top çalıp rekor kıran İtalyan ekibi, genelde de maç başına 15 ile bu alanda ligin zirvesinde. Aynı zamanda kupanın en az top kaybeden ekibi (11.6). Yani topun değerini çok iyi bilen, hücumda en doğru şutu bulana kadar sabreden, basketbolu çok doğru oynayan bir takım. İtalya Ligi’nde 27 maçın 25’ini kazanmasının ve Euroleague’de buralara gelmesinin en önemli nedeni de bu. Uzun zamandır beraber oynamaları da bir artı. Bakalım Fenerbahçe evindeki 10 maçta sadece 1 kez yenilen Montepashci’ye bu seride 2. iç saha mağlubiyetini yaşatabilecek mi. 10 günde oynanacak 3 maçlık seride, dar rotasyonlu Siena’ya oranla, Fenerbahçe’nin daha geniş ve yetenekli kadrosunun avantaj sağlayacağını ve Final-Four için daha şanslı olduğunu düşünüyorum. FANATİK / Gökhan GERMAN |