|
Cuma, 04 Nisan 2008 08:56 |
Her şeyden önce, bu bir son değil, bir başlangıç... Fenerbahçe Ülker, bizi umduğumuzun ötesine taşıdı. Heyecan dolu maçlar yaşattı, çok anlamlı deplasman galibiyetleriyle gururlandırdı. İnişler-çıkışlar oldu belki ama Euroleague gibi büyük bir organizasyonda Panathinaikos, Real Madrid gibi devler elenmişken, varılan çeyrek final büyük başarıydı. |
|
Burada çok büyük deneyim kazanan, kendini geliştiren genç ve yetenekli oyuncular, gelecek yıllarda daha büyüklerine ulaşırsa kimse şaşırmasın.
Tanjeviç’in de maçtan sonra söylediği gibi, turu daha takım olan, daha tecrübeli olan, iyi yardımlaşan geçti. Montepaschi Siena, evinde kazanmış olmanın getirdiği moralle, yine aynı ısırgan savunmayı tüm maça yaydı, ilk dakikadan son dakikaya kadar dizginleri hep elinde tuttu. Sarı-Lacivertliler, İtalya’daki kadar top kaybetmedi belki ama, dış şut isabeti alıştığımızın çok altındaydı. Fenerbahçe’nin rakibine en çok yaklaşabildiği an ikinci yarının ilk dakikasıydı (38-39). Ancak ondan sonra Siena, Sato’dan başlayarak o kadar yoğun bir defans baskısı kurdu ki, sonraki 9 dakikada 23-7’lik bir seri yakalayarak, herkesin umudunu kırdı.
Bu kadar önemli bir karşılaşmada tribünlerin boş kalması şaşırtıcıydı ama üçüncü çeyrekte Tanjeviç de maçı çok kötü yönetti doğrusu... Hiç mola almadı, başvurduğu alan savunması delik deşik olurken, ısrar etti. En önemlisi de, gününde olmayan Solomon’u kenara alması ve uzun süre bankta tutmasıydı. Fenerbahçe eğer bir patlamaya ihtiyaç duyuyorsa bunu gerçekleştirebilecek adamların başında bütün bir yıl takımı sırtlayan Solomon ve her zaman çok gayretli olan Kinsey geliyordu. Oysa son çeyrek başlarken bu iki oyuncu da kenardaydı.
Neyse, üzülecek bir şey yok. Sadece daha iyisi olabilirdi diye hayıflanıyoruz, o kadar... STAR / YİĞİTER ULUĞ |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|