Hatta bir maç sonra Abdi İpekçi'de yorumcunun üzerine yürümüşler, onu sözle taciz etmişlerdi. İşin ilginci, iki maçın ardından da mağlup olan takımın taraflarının yorumları beğenmemesi. Doğal olarak galibiyeti de anlatacak yorumcu; yoksa bu mu insanlara ağır geldi! Hata yapmadı mı, tabii ki yaptı, bence de bazı söyleri yanlıştı, söylememeliydi. Ancak bunları hata olarak algılamak çok daha doğru bir düşünceydi. Sahadaki oyuncu gibi, coach gibi, sahaya yabancı madde atan taraftarlar gibi, o da bir hata yapmıştı. Nasıl ki bir coach hatası nedeniyle kaybedilen maçtan sonra hain ilan edilmiyorsa, o da edilmemeliydi. Bu kadar hatının içinde fatura İhsan Bayülken'e kesilmemeliydi. Hataları gündeme tabii ki gelecekti, o da eleştirilecekti ama 'kim bu adam' diye sormak bence basketbol bilgisizliğiydi. İhsan Bayülken, oyunculuğunda A Milli formayı defalarca giymiş, Genç Milli Takım antrenörlüğü görevini üstlenmiş bir kişi. Birçok takımda görev alırken, özellikle Zeki Can ile birlikte Beşiktaş'a son 30 yıldaki en parlak günlerini yaşatan, El Aminli, Vardalı kadroyu kurarak ve finale taşıyarak Siyah Beyazlı kulüpte basketbolun kaderini değiştiren ismin ta kendisi. Çirkin ayak oyunlarıyla görevinden tam final maçları öncesi uzaklaştırılmasa, belki de Beşiktaş'a şampiyonluğu getirecekti. Fenerbahçe'nin geçen yılki şampiyonluğuyla patlayan basketbolumuz, belki bu hamleyi Bayülken sayesinde daha önce yapabilecekti. Yani 'kim bu' sorusunun nedeni, eksik bilgi! Galatasaray'ın geçen hafta oynadığı Daçka maçında Bayülken görevli değildi. Aynı gün başka bir naklen yayın olduğundan dolayı bu bana normal geldi. Ancak hafta sonu oynanan Türk Telekom-Galatasaray maçında da Ender Bilgin maçı tek başına anlatınca, anlaşıldı ki, İhsan Bayülken Galatasaray maçlarında veto yedi. Tıpkı ondan önceki yorumcu Kaan Kural gibi... Bayülken'i, Kural'ı beğenmeyebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz, ancak onların baskılarla görevden uzaklaştırılmaları bana çok ücüzü geldi. Her iki isim de, basketbola önemli hizmetler verdi, bu sporun sevilmesi için çaba sarfetti. Ancak kulüplerin yönetimlerinde kendilerini beğenmeyenler var diye maç yorumlamaları engellendi. Hani özgür medya sözleri! NTV'ye yapılan baskıları, meslektaşlarının en üst patrona kadar şikayet edildiğini köşelerine büyük bir pişkinlikle taşıyan gazetecilere ne demeli! Yayıncı kuruluş NTV'nin de tepkilere maruz kalmasını anlamak çok güç, hele ki salonlardaki 'NTV dışarı' sözlerini... Kabul edelim ki, basketbol maçlarını bu kadar üst düzey bir kanalın yayınlaması, sponsorları cezbeden ana nedenlerden biriydi. Hadi söylediğiniz oldu, NTV dışarı çıktı... Bu ne demek biliyor musunuz, herkes bindiği dalı kesti!!! Maçları bu sınıfta bir kanal yayınlamazsa basketbolun değeri düşmez mi, sponsorlar başka alanları tercih etmez mi! Dünyanın her tarafından medya, günah keçisi ilan edilen ilk mercidir. Ancak bunu basketbol gibi elit (artık sözde kalıyor) bir sporda yaşamak, hem bir basketbolsever, hem de medya mensubu olarak bana çok üzücü geldi. En acısı da, söyledikleri yüzünden birileri hain ilan edilirken, diğer medya mensupları da olayları destekliyor, en azından susarak, olaylara çanak tutuyor. Basketbolun içindeki insanlar, 'durun kardeşim, ne oluyor, biz bir aileyiz ve bu aileye bu kavgalar yakışmıyor' diyemiyor. Herkes çekilmiş kenara, pis pis sırıtarak olanları izliyor. Bu manzarayı görünce de benim aklıma bir slogan geliyor; SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK" Kaf-Kaf'ın laneti! Pınar Karşıyaka'nın basketbolumuz için neler ifade ettiğini, bu kulübün önemini zaten sık sık satırlarımızda dile getiriyoruz. Ama bu hafta başka bir şey dikkatimi çekti. Pınar Karşıyaka, en iyi oyuncusunun oynamadığı maçta kendisinden belki de 10 kat daha fazla bütçeyle kurulan Efes Pilsen'i devirince, Lacivert Beyazlılar'ın çok tartışılan coachu David Blatt'İ görevinden etti. Efes belki de çok önce yapması gereken hamleyi yapıp, Blatt'i kesti. Pınar Karşıyaka ve Coach Ahmet Kandemir'i tebrik ettikten sonra, işin diğer tarafına göz geçirmeli. Yıllar önceydi... Pınar Karşıyaka'nın başında Ergin Ataman vardı ve Kaf Kaf , Kaya Pekerli, Milicevic'li, Stefanov'lu, Pachoutin'li kadrosuyla ligde fırtına gibiydi. Önce Ülker'i yendi, Çetin Yılmaz'ı görevinden etti, bir hafta sonra rakip Tofaş'tı, Jasmin Repesa ülkesine gitti, son olarak da Ayhan Şahenk'te oynanan Efes maçının ardından Lacivert Beyazlılar'da Aydın Örs dönemi bitmişti. Nedense büyükler hep coach değişikliğine Karşıyaka yenilgisinin ardından karar verdi, yoksa bu Kaf Kaf'ın laneti mi! Bravo Kaya Peker Fenerbahçe Ülker ile Beşiktaş Cola Turka arasında oynanan derbi maçta Kaya Peker mükemmel bir harekete imza attı. İlk periyotta hakemler topun Fenerbahçeli oyunculardan çıktığı kararını verirken, Kaya, hakeme son hamlenin kendisinden olduğunu ve topu oyuna sokması gereken takımın Fenerbahçe olduğunu söyledi. Aslında Fair Play adına çok hamle yapılıyor spor sahalarında ama bunların çoğu maçın sonucu belirlendikten sonra oluyor. Mesela bir futbol maçında sakatlık nedenilme taca atılan top, oyunun ortalarındaysa hemen rakibe veriliyor ama sonlardaysa ve o takım mağlup durumdaysa! Kaya'nın daha ilk çeyrekte, her topun altın değerinde olduğu bir derbide bunu yapması, bence çok anlamlı duruyor. Ne dersiniz, bir kez daha fair play ödülü, basketbol sahalarından mı çıkıyor... FANATİK / ÜMİT AVCI |