|
Cuma, 11 Nisan 2008 09:51 |
Ne kadar tecrübeli olursanız olun, ne kadar kendinize güvenirseniz güvenin, maç boyu kötü bir performans sergilemişken, kullandığınız 7 üçlükten hiçbirinde isabet bulamamışken, 8.sini kalkıp eliniz titremeden potaya gönderir misiniz? Hem de saniyeler eriyip giderken... Ve maç boyunca skorda önde olan takımınız 2 sayı geriye düşmüşken... |
|
Topun ateş gibi yandığı saniyelerde Cüneyt Erden bunu yaptı işte! Beşiktaş Cola Turka yedeklerinin hemen önünden o müthiş üçlüğü attı. O ana kadar hiç sayısı yoktu. Yorgundu, 4 faulü vardı ve kendisi gibi faul sorunu yaşayan arkadaşlarının çokluğu yüzünden uzatmaya gidecek bir maçtan galip çıkamayacaklarını biliyordu. Bu nedenle çember altına pası değil, üçlüğü tercih etti ve yarı finalisti belirledi.
Başta Ergin Ataman olmak üzere, Beşiktaşlılar maç öncesi hep büyük konuşmuşlar, Galatasaray Cafe Crown’u değil, yarı finaldeki rakibi düşündüklerini söylemişlerdi. Ama sahada ter dökmeden hiçbir maç kazanılmıyor. Murat Özyer rakibini iyi tanıyor olmayı savunmada önemli bir avantaja dönüştürdü. Galatasaray, ilk yarıda kaptığı toplarla hızlı hücumlar buldu ve oyunun başından itibaren skorda hep önde gitti. İkinci çeyreğin başlarında farkı 14 sayıya çıkarmayı bile başardı (25-11). Ama Beşiktaş’ın geri döneceği belliydi. Panikleyen ve faulleri artan Galatasaray, ilk yarıdaki ritminden tamamen uzaklaşırken, Siyah-Beyazlılar, ikinci yarıda çember altında savunmayı sertleştirip rakibi dışarı püskürtmeyi başardı. Kaya’nın yarattığı hayal kırıklığına karşın, Drobnjak-Shumpert ikilisinin skor üretimiyle arayı kapattı, bitime 46 saniye ilk kez öne geçti.
Ancak son sözü söylemek için dakikalardır suskun kalan biri vardı: Cüneyt Erden. Onun şutunda top fileyle öpüşürken, Galatasaray da Avrupa Kupaları tarihinde en yüksek noktaya çıkmış oluyordu. STAR / YİĞİTER ULUĞ |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|