|
Pazartesi, 14 Nisan 2008 10:13 |
Nedendir bilinmez, Türk takımları üçüncülük maçlarında varlık gösteremez genellikle... Şampiyonluk hedefinden kopmalarının hemen ertesinde, zorluk derecesi yarı finalden daha az olmayan ikinci bir maçı kaldıramazlar. Madalya getirecek o maça motive olmayı başaramazlar... |
|
Maça berbat başlayan ve daha ilk çeyrekte 9 top kaybı yaparak 26-8 geriye düşen Galatasaray Cafe Crown da başta dile getirdiğim yazısız kuralı bozmadı diye düşünmeye başlamıştım ki, ikinci çeyreğin başından itibaren Sarı-Kırmızılılar inanılmaz bir mücadele verdi. Kağıt üzerinde iyi oyunculara sahip ama takım olamayan Dinamo Moskova, pek bir şey oynamıyordu zaten... İlk çeyrekteki 18 sayılık fark, başta Brown olmak üzere Galatasaraylılar’ın hatalarından ortaya çıkmış, yanlış düdükler de Rus ekibine yardımcı olmuştu.
Cüneyt’in akıllı asistleri ve Erdem’in hızlı hücumlarıyla erimeye başlayan fark, Dinamo’yu paniğe sürükledi. Galatasaray ilk yarının sonunu iyi oynamasa da, ikinci yarıya fırtına gibi girerek 5 dakika içinde bulduğu 17-4’lük seriyle 25. dakikada eşitliği yakaladı. Ne olduysa ondan sonra oldu. Murat Özyer’in öğrencileri, arayı kapatmak için olağanüstü çaba sarfederken fiziksel açıdan tükenmişti. 48-48 eşitlikten sonra akıl almaz bir 10 dakika oynandı. Uzak ya da yakın hiçbir atış sayı olmadı. Temsilcimiz on dakikayı sayısız geçerken, Ruslar çoğu serbest atışlardan olmak üzere 15 sayı üretti ve üçüncülüğü alıp gitti.
Yazık oldu kısacası... Sakatlığı nedeniyle oynayamayan Hite sahada olsa o tutuk dönem yaşanmaz, Dinamo’nun kaçmasına izin verilmezdi belki... Yine de burada 4 günde oynanan 3 maçın Galatasaray’a ve ona büyük destek veren Cafe Crown’a çok şeyler kazandırdığını düşünüyorum. STAR / YİĞİTER ULUĞ |
 |
YAZICIYA GÖNDER |
|
ARKADAŞINA GÖNDER |
|
|
|
|