Şiirler, şarkılar düğüm olur boğazına insanın, yüreği kabarır. İçinde akan gürül gürül nehirlerine, gururun inadını kapak olur durdurur. Arada frenleyemediğin coşkun, damla olur göz pınarlarından yola çıkar. Topun ilk saniyede havada el teması ile başlayan maç sanki saniye ve dakikalarla değil, asırlık sürenin komşusu olur. Sadece zaman dişlerin arasında tükenmiş yürek top olmuş çemberden geçmektedir. İşte o an şartlı refleks ile yer çekimini yenen bedenler basketbol mabedi ipekçi'nin tavanlarında yankılayan çığlıklarla buluşur. Hep güzel geçmez anlar, çembere çarpıp kaybolan toplar, kaçan turnikeler, “ahlar vahlar” arasında üzüntü ile oturmaz, çökerler sandalyeye. İkisi de finale gelerek alkışı öylesine hak etti ki. Ama bu sırça sarayın “şampiyonluk koltuğunda” biri oturacaktı. Ne olur, kaybedenden sevginizi, coşkunuzu esirgemeyin. Lütfen, onlarda tüm takımlar gibi basketbolu ülkemizde var etmek ve en iyisi ile sunmak için mücadele verdiler. Bizim gibi emekçiler, onlar bizim basketbol aşkımız. Hüzünle başları eğik, soyunma odasına giderken, kahrolmuşlukların biraz hafifletebilmek için gönülden sımsıkı heyecan dolu güzellikleri paylaşmaktan imtina etmeyin. Aziz başkan ve yönetim yarattıkları eserlerinin galasında tam kadro hazırdılar. Ömer Onan galanın yıldızı, Ömer Aşık ise öcüsüydü. Telekomlu hiçbir oyuncuya 3 saniye içinde hayat şansı tanımadı. Ömer Aşık sarı lacivertli formayı giydiğinden beri “sendrom” oluşturdu. Onu gören elindeki topla pota yerine tam gaz dışarıya kaçtı. Solomon biraz sinirli biraz hırslı biraz renkli ama yine elinde bageti maestro gibi takımı yönetti. Oğuz, Semih ve Vidmar koridorların “deli dumrulu” olup geçit vermediler. Kinsey ve White şampiyonluğa uzanan “el” olmayı başardılar. Mirsad artık sahaların baba oyuncusu. Mrsic ise bugüne kadar Türkiye'ye gelen yabancılar içerisinde en çok bizden, en çok Fenerbahçe'li olandı. Bir adamın kolay kolay posteri tribüne asılmaz. Salon Fenerbahçe bahar şenlikleri gibi süslenmişti. Keşke bu maç anahtarları ile açabildikleri kendi spor salonunda gerçekleşebilseydi. Sayılar, istatistikler her şey artık geride kaldı. Gerçek olan kanaryanın şampiyonluğu hak ettiği ve bu şampiyon eller kızarıncaya kadar alkışlanmalı... Minicik bir not: “Şampiyonluk mutluluğu” sezon içinde yaşanan ve halının altına süpürülen huzursuzluklar, mutsuzluklar ve hatta çeşitli kopmaları durdurabilecek mi? YENİ ŞAFAK / İSMET BADEM |