Dolayısıyla iyimser bir bakış açısıyla Milli takımın son Avrupa şampiyonasında yaşadığımız hüsrandan da ders çıkartabilir,hatalarını düzeltebilir ve aynı o kulüp takımınındaki gibi müthiş bir potansiyale sahip olan Milli takımımızın önümüzdeki dönemde özlenen ve beklenen başarıyı yakalamasında büyük pay sahibi olabilirdi.Olursa onu ayakta alkışlar,geçmişe sünger çekebilirdik. Aslında " Çekebilirdik " değil de " Çekeriz " gibi önümüzdeki geniş zamanı kapsayan bir fiil kullanabilirdim burada.Ancaaaaak..Gel gör ki,Avrupa şampiyonası elemeleri öncesi yaptığımız iki maçta da öyle maçlar oynadık ki,daha gelecek olmadan geçmiş zamanı kullanma ihtiyacı hissettim birden.
Şimdi Tanjeviçin daha iki sene öncesinden 2010'u düşünerek,ve de koltuğunu ne olursa olsun ( kimlere güveniyorsa ) garantide görerek ileri görüşlü,vizyon sahibi bir coach olduğunu gösterir gibi aldığı radikal kararları bazıları takdir etti,bazıları eleştirdi.Peki ileriyi görmek ve geleceğe hazırlanmak demek ne demek?..Bu,gelecek için hem günü iyi geçirmek hem de kısa,orta ve uzun vadede akılcı planlar yaparak kalıcı ve istikrarlı bir yapı kurmak demek değilmidir?..Peki bu şekilde hareket etmişmidir Tanjeviç?..Hayır.. Biz Türküz..Her zaman başarııya ve kazanmaya odaklanırız..Bu geçmişte de böyle olmuştur,şimdi de böyledir,gelecekte de böyle olacaktır.Bu maç hazırlık maçı,önemli olan takımın iskeletini kurmak,sisteme adapte etmek,kaynaştırmak vs.gibi martavalları yemeyiz.O maça çıkıyorsak bütün mazeretleri bir kenara bırakıp,aslanlar gibi savaşıp,terimizi son damlasına kadar akıtıp,son saniyeye kadar kazanmak için savaşırız.Rakip kim olursa olsun..Bu böyle biline..Ha maç bitince bakmışız ki kaybetmişiz..O zaman rakibi tebrik ederiz,elini sıkarız,gider elimizi yüzümüzü yıkar,duşumuzu alır,hatalarımızdan ders çıkarıp bir daha ki maçı kazanmaya odaklanırız. Peki böyle mi yapıyoruz bu Tanjeviç'le birlikte.Hayır. Tanjeviç güzel planlar kuruyor,takımı iyi hazırlıyor,genç oyuncuları iyi yetiştiriyor,ancak maçı yaşayamıyor..Maçın önemini bilip son saniyeye kadar değişik stratejiler üretip,maçın momentumunu değiştirecek,maçı kurtaracak hamleler yapamıyor.Bu maçlar hazırlık maçı,olsun,kaybetsek de benim neler yaptığımı ve takımdaki gelişmeyi herkes gördü,bu bana yeter,diyor.Maçı anlatan da yorumlayan da onun bu düşüncelerine aynen ortak oluyor bu düşünceye eşdeğer yorumlarıyla.Böylece Türk basketbolseverini,Türk halkını yanlış yönlendiriyorlar.Ha çok mu kötüydü Türkiye bu ABD ve Litvanya ile oynanan iki hazırlık maçında.Hayır..Bizim demek istediğimiz bu değil ki..Bizim anlatmak istediğimizi Tanjeviç'in daha Türkiyeye geldiğinden beri yakın takipçileri ve dürüst yorumcular anladılar zaten.. Şimdi biraz geriye gidip,kadroya baktığımızda biz şunu düşünüyoruz:Türkiye her zaman en iyi kadrosuyla sahaya çıkmalı.O dönemin en formda oyuncuları kadroda olmalı.Tecrübeli ve genç oyuncular birbirini tamamlamalı.Oyuncu seçimlerini yapan Head Coach-yani burada Tanjeviç oluyor bu-egolarından,kaprislerinden arınmış bir şekilde,seçeceği oyuncuların takıma sağlayacağı faydaları düşünerek,o oyuncuları sevmese bile,sevmeye çalışarak en azından saygı göstererek ve olumsuz duygularını fazla belli etmeyerek onları takıma almalı.Alınca da oturup detaylı bir şekilde olumlu olarak konuşup hem onları hem kendini motive etmeli.Diğer oyuncularla da kaynaştırmalı.Bunları tek başına yapamıyorsa Genel Menajer ve yardımcıları ile beraber yapmalı. Şimdi soruyorum?..Hayatımızda kaç kere Amerika ile oynama fırsatı elimize geçer?Bütün dünyanın izlediği bu tür karşılaşmalar sadece hazırlık maçımıdır sizce?..Türkiyenin en büyük tanıtımının sporla yapıldığını son Avrupa Futbol Şampiyonasında aldığımz üçüncülük başarımızda görmedik mi?..Bütün dünya Türkiyeyi tanıdı.. Peki hadi diğerlerini geçtik diyelim;NBA'de geçen sezon başarılı bir sezon geçiren Mehmet Okur ve Ermal Kurtoğlu kadroya alınsaydı en azından Amerika ile ilk periodda gösterdiğimiz başabaş mücadeleyi maçın sonuna kadar taşıyıp,Amerikadan 36 sayı fark yiyen Litvanya'ya bu kadar rahat kaybetmez hatta rahat kazanamazmıydık?..Tabii ki Mehmet Okur ve Ermal Kurtoğlu'da kadroda olsa,ben yine Tanjeviç'in oyunda detaylara önem vermediğini ve gözardı ettiğini,ayrıca maçı çevirecek kilit oyuncu,taktik ve strateji değişikliklerini yapamayacağını savunuyorum.İki maçta da bir kere bile alan savunması denenmedi.Litvanya maçında Sinan Güler point guard olarak ilk beş başladı.Jasikevicius'u durdurma görevi nedeniyle imiş bu sürpriz değişiklik.Peki Tanjeviç geçen sezon hiç mi Beşiktaş'ın maçlarını izlemedi?..Sinan Güler'i bana göre Türk basketboluna özellikle savunma yönüyle kazandıran Ergin Ataman ne yapıyordu?..2 numara Sinan'ı savunmada rakibin 1 numarasını yani point guardını tutmakla görevlendiriyor,kendi 1 numarası Dalmau'yu da rakibin 2 numarasına veriyordu..Hücumda da normal pozisyonlarında oynuyorlardı.Tamam Sinan Güler 1 numara olsun ama birdenbire bu maçta mı olur bu değişiklik?Hiç mi önemi yok bu bütün dünyanın izlediği iki ciddi hazırlık maçının?..Kaç idmanda denedin Sinan'ı 1 numarada?..Biz de RİBAUND programı olarak Sinan'ı geçen yılın en büyük gelişme gösteren oyuncusu seçtik.Aynı zamanda en iyi savunmacısı da..Tanjeviç'in tespiti güzel olabilir ama o Amerikayı yeniden keşfetmeye çalışıyor.İşte önünde Ergin Ataman'ın daha önce yaptığı keşif var..Onu uygulasaydı,ikinci periddan itibaren kenara aldığı Sinan'a ileriki dakikalarda bir daha şans tanıyabilirdi.Tanımadı.Çünkü o bir atımlık barutunu bitirmişti. Neyse,konumuzu toparlarsak;bu iki hazırlık maçından sonra bazılarımız geleceğe yönelik ümitvar ve iyimser,bazılarımız ise ümitsiz ve karamsar düşüncelere kapıldılar.Biz Milli takımımızdaki potansiyali bildiğimizden iyimser ama Tanjeviçin artılarını alkışlamamıza rağmen eksilerinin tek başına maç kaybettirdiğini de bildiğimizden,gördüğümüzden ve yaşadığımızdan dolayı da karamasarız. İnşallah Allah yardım eder;Tanjeviç'e rağmen aslan yürekli çocuklarımız, tıpkı o kulüp takımındaki çoğu aynı oyuncuların gösterdikleri performans gibi,üstün performans gösterirler de bu işin sonu iyi olur.Çünkü maalesef Tanjeviç 2010 sonuna kadar takımıın başında kalmak için gerekli her türlü zemini hazırlamış.İyi taraflarını hep ön plana çıkarmış.Artık yapacak birşey yok.İzleyip göreceğiz. Not:Bundan sonraki yazımda sahibi olduğum www.potaforum.com sitesi ile İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün Türk basketbolu adına birlikte başlattıkları projeyi detaylandırıp anlatacağım inşallah.Daha şimdiden,yani o yazıyı yazmadan İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Sn.Tamer Taşpınar'a teşekkür etmeyi kendime bir borç biliyorum.
Ahmet Dedeoğlu Basketbol Antrenörü RİBAUND Programı Editörü www.potaforum.com
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|